Çağdaş Dünya Tarihi/ vize öncesi son hafta Çarşamba günü
Bağdat Paktı ve Doğurduğu Neticeler
·
Sovyet Rusya'nın Orta Doğu'ya sızmasını
önlemek maksadiyle Orta Doğu ülkeleri arasında bir ittifak kurma fikri,
esasında Amerika'dan gelmiş, fakat fikir Türkiye tarafından gerçekleştirilerek,
1955 Şubatında Türkiye ile Irak arasında Bağdat'ta bir ittifak antlaşması
imzalanmıştrr. Nisan 1955'te İngiltere, Eylül 1955'te Pakistan ve Kasım 1955'te
Đran Bağdat Paktına katılarak, ittifak genişletilmiştir.
·
bu ittifak için başlangıçta düşünülen
fikir gerçekleşmemiştir. O da, bu ittifaka, Irak'ın dışında kalan
"Arap" ülkelerinin katılması idi. Bu olmadığı gibi, Orta Doğu üçe
bölündü. Birinci grup, Pakta katılan Irak, Đran ve Pakistan; ikinci grup Bağdat
Paktına şiddetle cephe alan Mısır, Suriye, Suudi Arabistan ve Yemen; üçüncü
grupta, her iki grubun dışında kalan Ürdün ve Lübnan. Bu bölünme, Sovyet
Rusya'nın Orta Doğu'ya girmesini kolaylaştıracaktır.
·
Bağdat Paktı Orta Doğuyu Sovyet Rusyaya
karşı birleştirmek amacı ile yapılmak istenmişti.
·
Orta Doğu politikaları bakımından
Sovyetlerin işini kolaylaştıran da Mısır Başkanı Nasır'ın tutumu olmuştur.
Nasır Arap dünyasını kendi liderliği altında birleştirmek istiyordu. Halbuki
Bağdat Paktı ile bu liderlik Türkiyeye geçmiş gibi görünmekteydi. Bağdat Paktı
Nasır'ın tasarılarını alt-üst etmişti. Tahammül edemediği buydu.
Süveyş
Buhranı
·
Süveyş Kanalı bir Fransız şirketi
tarafından yapılmış 1869 günü de dünya deniz trafiğine açılmıştır Fransız
şirketine ait bulunmakla beraber, o zamanki Mısır hükümetinin de hissesi vardı.
Mısır hükümeti sonradan mali sıkıntıya düşüp hisselerini satışa çıkarınca, 1875
de bu hisseleri İngiltere aldı ve bu suretle Süveyş Kanalını İngiliz-Fransız
şirketi işletir oldu.
·
İngiltere "İmparatorluk
Yolu"nu güvenlik altına almak için 1882 de, bir Osmanlı toprağı olan
Mısırı işgal edince kontrolu da daha kuvvetlenmiş olmaktaydı.
·
ilk günden itibaren Süveyş Kanalı'nda
"serbest geçiş" prensibi tatbik edilmekteydi. 1888 de İstanbul’da İstanbul
Anlaşması yapıldı. Süveyş Kanalı savaşta ve barışta bütün devletlerin savaş ve
ticaret gemilerine daima açık olacaktır.
·
İtalya Habeşistan'ı işgal edince, İngiltere,
Mısır Hükümeti ile 1936 da yaptığı bir anlaşma ile, Mısır'a bağımsızlığını
verip bu ülkeden askerini çekme kararı aldı. bu anlaşmaya göre, İngiltere
Süveyş Kanalı bölgesinde 10 bin asker ve 500 pilot bulundurma hakkını elde
etti.
·
Savaş bitince İngiltere’ni bu askeri geri
çekmesi gerekiyordu. Fakat pek istekli görünmedi. Çünkü, Sovyetlerin Iran,
Türkiye ve Yunanistan üzerindeki baskıları, hangi bölgeyi hedeflediklerini
gösteriyordu. Bölgenin güvenliği bakımından İngiltere’nin Mısır'da kalması
gerekiyordu.
·
iki taraf arasında 1946 bir anlaşma
meydana geldi. Buna göre, 1949 Eylülüne kadar Mısır'dan kademeli olarak
çekilmeyi kabul etti. Fakat bu sefer Sudan meselesi ortaya çıktı. İngiltere
şimdi Mısır'dan çekilirken, Sudan'ın statüsünü de kesin olarak tayin etmek ve
dolayısiyle ona da bağımsızlığını vermek istedi. Mısır buna karşı çıktı. Mısır
Sudan'ı kendisine katmak ve Nil'in bütünlüğünü kendi kontrolunda tutmak
istiyordu. Mısır, hem Süveyş ve hem de Sudan meselelerini B.M. Güvenlik
Konseyine götürdü. Güvenlik Konseyi 1948'de meseleyi ele aldı ise de, oradan
bir karar çıkması mümkün olmadı. Bunun arkasından 1948-1949 Arap-Israil Savaşı
patlak verdi
·
İngiltere, Mısır'da değilse bile
Süveyş'te kalmak hususundaki kararını daha da yoğunlaştırdı Orta Doğu
Komutanlığı denen bir askeri ittifak çerçevesinde ele almaya karar verdi.
Amerika, İngiltere, Fransa ve Türkiye tarafından Mısır hükümetine verilen bir
notada bu ittifak sistemi şöyle açıklanmaktayd bir kuvvet teşkil edeceklerdi.
Bu kuvvet, Süveyş Kanalı bölgesinde bulunacaktı. İngiltere, bu kuvvetin emrine
vereceği kuvvetlerinin dışında, Mısır'da bulunan bütün kuvvetlerini geri
çekecekti..
·
Mısır Batılıların bu teklifini derhal
reddettiği gibi Mısır Kralı aynı zamanda Sudan Kralı olarak da ilan edildi
·
Durum bu safhada iken, Yarbay Abdünnasır
1952 günü yaptıkları bir darbe ile Krallığa son verip idareyi ellerine aldılar
·
Süveyş konusundaki anlaşma da, 19 Ekim
1954 de imza edildi.
·
Nasır 1954 sonbaharında, yaptığı bu
Süveyş antlaşması ile Batıyla münasebetlerini bir düzene sokarken, bir yandan
Arap dünyası içinde bir takım faaliyetlere girişmişti. Doğu ve Batı blokları
arasında bir "Üçüncü Blok" idi. Şüphesiz bu Blok'un başında Mısır ve
Nasır bulunacaktı.
·
İşte tam bu sıradadır ki, Bağdat Paktı
ortaya çıkıyordu.
·
1955 başlarında Israil ile Mısır
arasında Gazze bölgesinde çatışmalar başlayınca, Mısır Amerika ve İngiltere’den
silah satın almak istedi. Batılıların Mısıra silah satmayı reddetmesi üzerine,
Mısırın da bir kaç gün önce Çekoslovakya ile bir anlaşma yaparak bu ülkeden
silah satın almaya karar verdiğini açıkladı
·
Nasır 1953'denberi, Nil nehri üzerinde
yapılacak olan Asvan Barajı projesine çok ehemmiyet veriyordu. . İşte bu dış
finansman meselesi, 1956 sonbaharında Orta Doğuda büyük bir buhranın
patlamasına sebep olacaktır.
·
Mısır, Süveyş kanalını
millileştireceğini söyledi bunun üzerine Orta Doğuda yarattığı bu tehlikeli
durumu sona erdirmeye karar verdiler ve İsrail ile birlikte Mısıra karşı bir
komplo hazırladılar. Bu komplo gereğince İsrail, 29 Ekim 1956 günü birdenbire
Mısıra karşı saldırıya geçti. Mısır Ordusu, İsrail kuvvetleri tarafından kıskaç
içine alınacağını anlayınca geri çekilmek zorunda kaldı. Sina'nın kontrolu
Israil’in eline geçmişti.
·
Amerika ve Sovyet Rusyanın Mısıra ortak
bir kuvvet göndererek savaşı durdurmalarını istiyor ve bu savaş durdurulmadığı
takdirde bunun Üçüncü Dünya Savaşına gidebileceğini söylüyordu. İki taraftan
gelen bu ağır baskılar karşısında bu devletler daha ileriye gidemediler ve
Mısırdan çekilmek zorunda kaldılar. Süveyş Kanalı da temizlenerek 1957 Martında
dünya deniz trafiğine yeniden açıldı.
Eisenhower Doktrini
·
Süveyş buhranı geçtikten sonra, Süveyş
savaşı Batının prestiji Arap dünyasında büyük bir darbe yemişti. Üstelik,
Mısırı ve Süveyş'i Batıya bağlayan tek hukuki bağ olan 19 Ekim 1954 tarihli
Süveyş Antlaşmasını Mısır, 1956 buhranı sırasında feshederek, Batı ile
bağlarını koparmıştı Batı'nın Orta Doğu'daki bu prestij kaybı, bölgede büyük
bir boşluk meydana getirirken, bu boşluk, Sovyet Rusya tarafından
doldurulmaktaydı. Sovyet Rusya sanki Arab'ın kurtarıcısı olmuştu.
·
Sovyetlerin Orta Doğu'ya girişlerinde ekonomik
sebepler de rol oynamıyordu. ovyetlerin Orta Doğu petrollerine de ihtiyaçları
yoktu. O halde amaçları siyasi idi.
·
Bu şartlarda yapılacak iki şey vardı: Biri,
bölge ülkelerinin ekonomik sıkıntılarının giderilmesine yardımcı olmak; diğeri
de, ister ikili, ister toplu münasebetler yoluyla, bu ülkelere, komünizm hegemonyasının
neler getirebileceğini anlatmak ve bunların komünizme karşı koymalarına yardım
etmekti.
·
Đşte bu noktalardan hareket eden Başkan
Eisenhower, 5 Ocak 1957 de Kongreye gönderdiği ve Eisenhower Doktrini adını
alan mesajda bütün bu hususları açıkladıktan sonra, Kongre'den şu hususlarda
kendisine yetki verilmesini istiyordu:
·
1.Bağımsızlığını korumak için ekonomik kalkınma
çabası içine giren Orta Doğu ülkelerine ekonomik yardım yapmak. 2) Bunlardan
isteyen ülkelere askeri yardım yapmak. 3) Bu ülkelerin istemeleri şartıyle,
"milletlerarası komünizmin kontrolu altında bulunan bir ülkeden gelecek
açık silahlı saldırılar karşısında, Amerikan silahlı kuvvetlerinin
kullanılması.
·
Doktrin ile Amerika, Đngiltere ve Fransa'nın
Orta Doğu'da bıraktıkları boşluğu bizzat doldurmak üzere harekete geçiyor ve
aynı zamanda da, bölgede Sovyet Rusya'nın karşısına dikiliyordu.
·
ilk şiddetli tepki Mısır'dan geldi. Arkasından
Suriye bu tepkiye katıldı.

EmoticonEmoticon