7.BEŞ
DEVLET ANTLAŞMASI
·
1945-1948 arasındaki devrede Batılılarla
Sovyetler arasında yapılan çeşitli konferanslardan sonra, 2'inci Dünya
Savaşının yenilen devletlerinden beşi ile 19 Şubat 1947 de barış
antlaşmalarının imzası mümkün olabilmiştir.A
·
Kendileriyle barış antlaşması yapılan
devletler şunlar olmuştu: İtalya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan ve
Finlandiya.
·
italyan barış antlaşması ile italya,
batıda Fransaya küçük bir toprak bıraktı. İtalya-Avusturya sınırı eskisi gibi
kabul edildi. 1954 yılında Trieste, İtalya ile Yugoslavya arasında taksim
edildi. Barış antlaşması ile ,talya bütün sömürgelerini kaybetti. Habeşistan
tekrar bağımsız oldu.
·
italya'nın ödeyeceği tamirat borcunun,
Habeşistan'a 25 milyon dolar olmasına karşılık, Yugoslavyaya 125 milyon dolar
olması, barış antlaşmalarının nasıl bir kompromi olduğunu gösterir.
·
Yine bu barış antlaşmaları ile Romanya
Transilvanyayı yeniden ele geçiriyordu.
·
Yenilen devletler olan Romanya,
Bulgaristan ve Macaristan Sovyet Rusyaya, Çekoslovakyaya ve Yunanistan'a
tamirat borcu ödeyeceklerdi.
D:
UZAK DOĞU ÇATIŞMALARI (1950-1954)
·
Avrupa'da NATO'nun ve dolayısiyle Doğu ve Batı
blokları arasında dengenin kurulması üzerine, bu iki blok arasındaki çatışmalar
ve soğuk savaş gelişmeleri, Avrupa'dan Uzak Doğuya intikal etmiştir. Daha
doğrusu, Sovyetler, yayılma faaliyetlerini Uzak Doğuya intikal etmiştir.
·
Bunun iki sebebi vardır: Birincisi, Uzak Doğu'da
kuvvetler dengesinin Sovyetlerin lehine olması, ikincisiyse Batılıların Uzak
Doğu'da NATO gibi herhangi bir ittifak sistemine sahip olmayışları idi.
·
1950-54 arasında Uzak Doğu çatışmalarının iki
temel gelişmesi Kore Savaşı ile Hindiçini Savaşı olmuştur.
1.Kore
Savaşı
·
1945 Mayısında Amerika ile Sovyet Rusya arasında
yapılan bir anlaşmaya göre, savaş bittikten sonra Kore, Birleşik Amerika,
Sovyet Rusya, İngiltere ve Çin'in ortak vesayeti altına konacaktı. Potsdam
Konferansında da Sovyet Rusya Uzak Doğu savaşına katılmaya karar verince,
askeri harekat bakımından Kore toprakları 38'inci enlem çizgisi ile ikiye
ayrıldı ve bu çizginin kuzeyi Sovyet, güneyi de Amerikan askeri harekat sahası
olarak kabul edildi.
·
Bir yandan Amerikan-Sovyet müzakereleri, öte
yandan Birleşmiş Milletlerin çabaları, bu iki Kore'nin birleşmesini
sağlayamadı. Bunun üzerine Amerika, 10 Mayıs 1948 de güney Kore'de seçimler
düzenledi ve bunun neticesinde de Syngman Rhee'nin başkanlığında Güney Kore
Cumhuriyeti kuruldu. Sovyetler de Kuzey Kore'de 1948 Ağustosunda kendilerine
göre bir seçim düzenlediler ve onlar da kuzeyde, 9 Eylül 1948 de Kore Halk Cumhuriyeti'ni
kurdular.
·
Moskova'nın talimatı ile Kuzey Kore kuvvetleri
25 Haziran 1950 sabahından itibaren Güney Kore'ye karşı saldırıya geçti. Bu
açık saldırganlık karşısında Amerika Birleşmiş Milletleri harekete geçirdi.
Güvenlik Konseyi, Güney Kore'nin yardımına gönderilmek üzere, çeşitli
milletlerin askerlerinden meydana Birleşmiş Milletler Kuvveti teşkil etti. Bu
kuvvetin komutanlığına Amerikalı general MacArthur getirildi.
·
Türkiye Birleşmiş Milletler Kuvveti'ne bir
tugaylık bir kuvvetle katıldı. Milli Mücadeleden beri muharebe alanlarına
girmemiş olan Türk askeri, Kore Savaşında, gerçekten destan denebilecek
kahramanlık örnekleri vermiştir. Kore'de akan Türk kanı ve Türk kahramanlığı,
Türkiyenin 1951 yılında NATO'ya alınmasında çok mühim bir rol oynamıştır.
·
Kore savaşı, 1953 yılında Panmunjom mütarekesinin imzası ile
neticelenmiştir.
·
Komünist Çin, 1950 yılından sonra gönüllü adı
altında gönderdiği silahlı kuvvetleri ile Kore Savaşına dahil olmuştur.
·
Panmunjom mütarekesi ile Kuzey ve Güney Kore
arasındaki sınır yine 38'inci enlem çizgisi oluyordu. Değişen bir şey yoktu.
Fakat Sovyetler de Amerikayı Kore'den çıkaramıyacaklarını anlamışlardı.
17
sayfa hoca atlamış yazılmayacak.
E:
ORTA DOĞU ÇATIŞMALARI (1955-1959)
Stalin'in ölümünden sonra
sosyalist blok içinde bu sarsıntılar Doğu-Batı çatışmaları Orta Doğu bölgesine
intikal etti.
Orta Doğu gelişmelerinin
başlangıç ve ağırlık noktasını, bir bakıma mihverini, 1948 yılında israil'in
bağımsız bir devlet olarak kuruluşu teşkil eder. İsrail Devleti'nin kuruluşuna
karşı Arap dünyasının tepkileri ve maalesef peşpeşe yaptığı hatalar, Orta
Doğu'da buhranların, krizlerin günümüze kadar uzantısına sebep olmuştur. Bu
sebeple, önce Đsrail Devleti'nin kuruluşunu ele almak zorundayız.
1. İsrail'in kuruluşu ve Arap-İsrail
Savaşı: 1948-1949
·
İngiltere'nin
"manda"sına verilen Filistin, yahudilerle araplar arasındaki
çatışmalar oldu. Filistin'deki durumun daha kötüye gitmesini önlemek için 1939
yılında, Filistin'e yapılacak yahudi göçlerini çok sınırladı. Fakat bu sefer Avrupa'nın çeşitli yerlerinden
yahudiler Filistin'e kaçak olarak girmeye başladılar
·
İngiltere bir süre uğraştıktan
sonra,Filistin'den yakasını kurtarmaya karar verdi ve 2 Nisan 1947 de meseleyi
Birleşmiş Milletlere götürdü. bir çözüm bulması için bir özel komisyon kurdu.
Bu komisyona büyük devletler sokulmamıştı. Mısır ve Irak 21 Nisanda, Suriye,
Lübnan ve Suudi Arabistan da 22 Nisanda Birleşmiş Milletlere başvurarak, Genel
Kurul gündemine, "Filistin'in bağımsızlığının ilanı" maddesinin
konulmasını istemişlerdir.
·
Komisyon, oybirliği ile, Filistin'in
bağımsızlığını teklif ediyordu. Lakin bu bağımsızlık nasıl olacaktı? Bu noktada
Komisyon ikiye ayrıldı. Kanada, Çekoslovakya, Guatemala, Hollanda, Peru, İsveç
ve Uruguayın desteklediği çoğunluk teklifine göre, Filistin Araplarla Yahudiler
arasında taksim edilmeli ve iki ayrı bağımsız devlet kurulmalıydı. Kudüs şehri
ise milletlerarası statüye sahip olmalıydı. Hindistan, Yugoslavya ve İran
tarafından desteklenen azınlık teklifine göre de, Filistin, Yahudi ve Arap
devletlerinden meydana gelen "federal" bir devlet olmalıydı.
·
Komisyon Filistinin Araplarla Yahudiler
arasında taksimine karar verildi. Fakat karara göre, Filistin'de kurulacak
Yahudi ve Arap devletleri arasında bir ekonomik birlik kurulacak ve Kutsal
Kudüs şehri de milletlerarası statüye sahip olacaktı.
·
David Ben Gurion başkanlığında 14 Mayıs
1948 günü Tel-Aviv'de toplanan Yahudi Milli Konseyi, israil Devleti'nin
kuruluşunu ilan etti.
·
Arap ülkeleri 17 Aralık 1947 de
Kahire'de yaptıkları toplantıda, Filistin'in taksimi kararını önlemek için
savaşa gitme kararı aldılar. Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak orduları 15
Mayıstan itibaren İsrailin üzerine yürümeye başladılar.
·
Arap-Đsrail savaşı bir yıl kadar sürdü.
İsrailin ancak 75.000 kişilik muntazam bir ordusu olmasına ve beş Arap
devletinin saldırısına uğramasına rağmen, Araplar her yerde ağır yenilgiye
uğradılar.
·
Arapların beceriksizliği ve yenilgileri
de eklenince Arap ülkeleri için İsrail ile ateşkes imzalamaktan başka çare
kalmadı. İsrail Filistin topraklarının hemen hemen dörtte üçünü ele geçirdi
1948-1949 Arap-İsrail
savaşı, Orta Doğu'nun yapısını değiştiren bir takım neticeler doğurmuştur ki,
bunları şu şekilde sıralayabiliriz:
1. Savaş
Filistin'de yaşayan bir milyon kadar arabı yerinden yurdundan etmiş ve bir
Mülteciler Meselesi ortaya çıkmıştır.
2. Arap
ülkeleri içinde en kuvvetli orduya sahip olduğu sanılan Mısırın, savaşta en
ağır yenilgiye uğrayanlardan olması, Mısır'da monarşinin, yani Kral Faruk
rejiminin devrilmesi neticesini vermiştir.
3. Bir
avuç denebilecek bir Đsrail ordusu karşısında beş Arap devletinin askeri
gücünün yenik duruma düşmesi, Arap dünyasında bir "milliyetçilik"
duygusunu tahrik etmiş ve bir Arap Milliyetçiliği hareketi başlamıştır.
2. ingiliz-iran Petrol Anlaşmazlığı:
1951-1954
·
Bu mesele, halen günümüzde karşılaştığımız veya
çok sözü edilen "Körfez Petrolleri ve Batı" meselesinin başlangıcını
teşkil etmiştir dense yeridir.
·
İran petrollerinin bulunduğu 20'inci yüzyılın
başındanberi bu petrolleri Anglo-Iranian Oil Company adlı bir İngiliz şirketi
işletmekteydi. şirket ile İran hükümeti arasında 29 Nisan 1933 de imzalanmıştı.
Şirketin İran’a ödediği para çok azdı. İran bu paranın arttırılmasını istedi.
Ve yeni antlaşma az bir oranda yükseltildi . bunun üzerine Milli Cephe grup lideri Dr. Musaddık bu
anlaşmaya karşı çıktılar. Dr. Musaddık'a göre, iran petrolleri
devletleştirilmeliydi.
·
İran Şahı Dr. Musaddık'ı 28 Nisan 1951 de
Başbakanlığa getirmekten başka çare göremedi. Meclis de 30 Nisanda İran
petrollerinin millileştirilmesini öngören kanunu kabul etti. Bir ferman ile
kanun İran Şahı tarafından da tasdik edildi.
·
İngiltere’ye gelince: Bir yandan meseleyi
Milletlerarası Adalet Divanına götürürken, bir yandan da İran üzerinde baskıda
bulunmak üzere İran sularına bir kruvazör ile bir miktar asker gönderdi. Fakat
daha fazla ileriye gidemedi. Çünkü 1921 Sovyet-İran anlaşmasına göre, Sovyet
Rusya işin içine girebilirdi.
·
1953 Şubatında Şah'ı tahtından feragate zorladı
ve Şah da bu isteği kabul zorunda kaldı. Şimdi Dr. Musaddık İran diktatörü idi.
Lakin bu andan itibaren de işler karışmaya başladı. Ordu'nun 19 Ağustos 1953 de
girştiği darbe başarılı oldu ve Musaddık düşürülerek tutuklandı. Üç gün sonra
da Đran Şahı halkın sevgi gösterileri arasında ülkesine döndü.
·
Başbakanlığa getirilmiş olan General Zahidi,
petrol anlaşmazlığının çözümü için Amerika'nın aracılığını istedi ve
Amerika'nın aracılığı ile, Anglo-Đranian Oil Company ile Amerikan petrol
şirketlerinin oluşturduğu bir komisyon ve İran arasında 5 Ağustos 1954 de bir
anlaşma imzalandı. Konsorsiyomda Anglo-Đranian şirketinin hissesi % 40 olarak
işletilecekti.

EmoticonEmoticon